Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutladık.

Konuyla ilgili fotoğraflar için tıklayınız...

 

    Derneğimizde 4 Mart 2012 Pazar günü yapılan etkinlikle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlandı. 

    8 Mart gününün hafta içine gelmesi ve bir diğer hafta sonu ise alanlarda yapılacak kutlama etkinlikleri nedeniyle 4 gün önceye alınan program derneğimiz yönetim kurulunun özel çalışması ile amacına uygun bir şekilde gerçekleşti.

    Günün önemine uygun Didem Uludağ'ın şiiri ile açılışı yapılan etkinlik derneğimiz başkanı Gülsün Kaya'nın katılımcılara yanelik konuşmasından sonra “KADINA ŞİDDET VE ALEVİ ÖĞRETİSİNDE KADIN”  konulu panele geçildi.

    Dernek başkanımız gülsün Kaya'nın yönetiminde Gazateci Yazar İnci Hekimoğlu ile Alevi Bektaşi Federasyonu önceki dönem yönetim kurulu üyesi Aktivist Hatice Altınışık önceden belirlenen konular ve günün anlamına dönük sunumlarından sonra karşılıklı soru cevap kısmına geçildi.

    Derneğimizin bu etkinliğinde Divriği Kültür Derneği Genel Başkanı Cafer Çelik, Genel Sekreter Mehmet Aydın, CHP Esenler ilçesi Kadın Kolları Başkanı Güler Kurtulmuş ile basın mensupları misafirlerimiz olarak yer aldılar.

  

                                                                      PANELDEN NOTLAR:

 

     Düzenlenen paneli kadına şiddet konusunu gazeteci yazar İnci Hekimoğlu örnekleri ile anlatarak şunlara değinmiştir:

    Kadınlarımız, şiddeti o kadar içselleştirmiştir ki, yaşadıkları bir çok şiddeti de fark etmeden yaşıyorlar. Kadın ve erkekler farklı rollerle yetiştiriliyorlar. Bütün örf ve adetleri erkekler belirlemiş, halende belirlemektedirler. Büyük çoğunluğu kadının aleyhinedir. Bu kurallarda kadınlar söz sahibi değildirler. Kocanın görüşü etkin ve hakim görüştür. Şirketlerde, kamuda, medyada etkili ve yetkili yöneticiler erkeklerdir. Bu sebeplede kadınlar, erkeklerin koymuş olduğu kurallar içinde yükselmeye çalışırlar. Kadınlarımız çoğunlukla doğrudan darp olmayınca şiddet saymazlar. Oysaki erkeklerin koymuş olduğu kurallar la yönetilmesi başlı başına şiddettir. Politikada ise kadınları, bazı şeyleri yutturmanın aracı olarak kullanarak çeşitli görev yapanlar bulunabiliyor. Şiddetin olmadığı yer kalmamıştır. Okullarda dahi şiddet yaygındır. Şiddet, ekonomik-psikolojik-cinsel olabiliyor. Şiddete uğrayanların , uğradığı şiddeti veya mağduriyeti söyleyememe durumuda ayrı bir mahalle baskısı şiddetidir. Bu nedenlede gerekli hukuki ve terapi desteği alamamaktadırlar. Sığınma evlerinde dahi bu destekler yeterli biçimde verilememektedir. Demokratik ülkelerde gerek hukuki gerekse terapi desteği sağlanmaktadır. Ayrıca kamu görevlilerinin özellikle karakollardaki görevlilerin bu konuda özel eğitim almaları gerekmektedir. Şiddete uğrayan kadın şikayet için gittiği karakolda da, ayrıca bir şiddet görüp evine geri gönderiliyor. Kimi deyimlerimiz dahi kadını aşağılayan içeriktedir. Ancak o kadar içselleştirmişiz ki. Bundan kadınlar bile şikayetçi olmazlar . Karı gibi gülme, karı gibi konuşma deyimleri bu tür örneklerdendir. Ülkemizdeki siyasal gelişmeler kadına şiddeti son 10 yılda daha da artırmıştır.

 

     Alevi öğretisinde kadının yeri konusuna açıklama getiren Hatice Altınışık ise şunlara yer verdi:

    Alevi öğretisinde kadın erkek ayrımı söz konusu değildir. Tam bir eşitlik vardır. Alevi öğretisinde meclislerde kadın yok- erkek yok can vardır. Alevi öğretisi yalnızca cinsler arasında değil tüm insanlar arasında ayrılık gayrılık ve üstünlüğü kabul etmez. Hangi dinden yada ırktan olursa olsun tüm insanları eşit sayar. Değer verdiği özellik, kişi yada grupların insanlığa verdiği erdemliliktir. Topluma ve insanlığa hizmet edenler ilgi ve itibara layıktır diye bakar. Ancak ülkemizi yöneten Sünni inanç hakimiyeti Alevileri tanımaması ve inkar etmesi alevi kadınlarının ikinci bir şiddete maruz bırakmaktadır. Alevi kadınlarının özgür ve çağdaş dünyaya ayak uydurmaya çalışmaları ve onların yaşam biçimleri dini sömürüye alet etmek isteyen yöneticilerin hedefi durumuna getirmektedir. Bu işleyiş alevi kadınlarını da asimile etmektedir. Kentlerde inancını yaşayamayan alevi kadınlarımız tarikatların yönetimler üzerindeki etkileri ile de kadınları ikinci plana hızla ötelemektedir. Şimdi ise  4+4+4 formülü ile kadına yeni bir saldırı hazırlanmaktadır. Birinci 4 yıldan sonra kız ve erkek öğrencileri ayırmak gibi çağdışı yaklaşımlar, yada birinci 4 ten sonra kızların öğretime devamını serbesleştirerek onların ucuz işçi ordusu yapma planlarını seziyoruz. Ayrıca bu durum hem cinsler arasında hem de inançlar arasında kindar bir toplum oluşmasının yolunu açacaktır. Alevi öğretisinde, gerek günlük yaşamda gerekse dini ritüellerde kadına hiç bir sınırlama getirmez. Alevilikte tek eşlilik esastır. Kız ve erkek çocuklar arasında ayrım yapılmaz. Kadının doğurgan olması sebebi ile rahman ve rahim kabul edilir ve ayrıca saygı duyulur. Alevi anne – babaların, çocuklarına ilk öğrettikleri şey insan sevgisidir. Ahlak kurallarını aşmamak kaydı ile kadına giyiminde sınırlama koymaz. İstediği gibi örtünür, toplumdan soyutlayan giyim tarzını asla kabul etmez. Şiddete uğrayan kadınlarımıza yerel yönetimlerin sığınma evleri ve terapi merkezleri ile sahip çıkması gerekmektedir. Halen var olan sığınma evleri yetersiz, terapi ve hukuki destek çok yetersizdir. Bu da sistemin, bu sorunu çözmemekte ısrarcı olduğunu göstermektedir.

    Panelin ikinci bölümünde katılımcıların sorularına panelistlerin yanıtları ile sonlandırılmış ve evlerimizden getirdiğimiz börekler çörekler ile etkinlik eğlence ile sürdürülmüştür.

 

                                                                                                                                    OKYD  YÖNETİM KURULU