Seyran Karaköçek'ten Koltuk Altı Cumhuriyet İsimli Yazı

KOLTUK ALTI CUMHURİYET

Çoğumuz bir şeyler biriktiririz. Kitap, cd, kaset, poster. Peki 18 yıl boyunca aldığımız gazeteyi kaçımız biriktirmişizdir ..? Ama kupon ya da promosyonlar için değil sadece içindekiler için.

Bay Karaköçek, 1973 yılında memleketinden İstanbul’a çalışmak için geliyor. Bir süre sonra Türkiye İş Bankasında kadrolu bir işe giriyor. Hemen Kanlıca’da iki göz oda bir ev tutulup, eş ve çocuklar İstanbul’a getirtiliyor ve bununla birlikte yepyeni bir sayfa açılıyorlar hayatlarında.

Bu arada Karaköçek memleket meselelerine duyarlı, okumaya meraklı bir kişi. Herkesin siyasi fikrini bıyıklarla, kılıklarla ortaya koyduğu dönemlerdir o zamanlar. O dönemin “koltuk altında katlanmış Cumhuriyet Gazetesi” taşıma akımına o da katılır. Cumhuriyet gazetesi ile tanışıp okudukça bilinçlenir, ufku ve hayat görüşü genişler.Kendine kattıklarını fark ettikçe de bunların, atılmasına, sobada yakılmasına ya da cam silmede kullanılmasına içi el vermez. İleride faydalanılacak bir kaynak oluşturma fikri doğar ve başlar gün gün, bıkmadan gazeteleri üst üste, özenle arşivlemeye. Eşi “ Yapma bey, ne yapacaksın bu kağıtları, okumaksa okudun, ver şuradan iki tane sobayı tutuşturayım” dese de Karaköçek asla izin vermez gazetelerinin çıra muamelesi görmesine. Üstüne üstlük kiracıdırlar ve gazeteler biriktikçe yük ağırlaşmaktadır. Kanlıca’dan Beykoz’a, oradan Kadıköy’e, oradan da Tuzla’ya olmak üzere defalarca ev değiştirilir. Her seferinde gazeteler itinayla ambalajlanır. Sırtta gazeteler ile katlar inilir, katlar çıkılır. Her gidilen yerde, eve en yakın gazete bayii ile anlaşılır ve gazete ayırtılır. O gazete kesinlikle başkasına satılmaz, bir hafta sonra bile olsa o gazete oradan alınır. Kışın, karlı günlerde ya da başka bir neden ile bayiine gazete gelmediğinde, Cağaloğlu’na gidilir ve gazetenin merkezinden alınırdı o gazete. Gazeteler belli periyotları tamamlayınca itina ile düzenlenip, ciltlettirilir.

Yıllar ilerledikçe gazetelerin evde kapladığı alan da iyice genişler. İlk zamanlar bir kütüphane rafına yan yana konan ciltler, ayrı bir odada üst üste dizilen tepeler oluşturmaya başlamıştır artık. Haliyle evin hanımın homurdanmaları da artmıştır. Ve 1996 yılından itibaren gazetelerin alımı ve ciltletilmesinde babasına yardımcı olan ortanca çocuk askere gidince, diğer çocuklar ve eşin üstelemesi ile Karaköçek ikna edilip arşiv faaliyetine son verdirtilir. Ancak 18 yıldır itina ile biriktirilmiş, yaklaşık 6570 adet gazeteden oluşan, bir fikir dağı haline gelmiş ciltlerin ne olacağı konusu bu sefer de gündemdedir. Sonrasında Cumhuriyet Gazetesi ciltleri, biriktirilme amacından çok uzak bir şekilde, rutubetlenip, dağılıp, belki de farelerin beslenmesi amacına hizmet edecek şekilde, evden çıkarılıp, apartmanın merdiven boşluğunda istiflenir.

Karaköçek’in aklının bir köşesinde “nasıl değerlendirilebilir?” sorusu vardır. Ama internet çağında artık her türlü bilgiye tıklamalarla ulaşılan şu günlerde,“kim alır, kim okur, kim tutar elinde ?” sorularına cevap bulma ümidi de yok gibidir.

Sonuç olarak; bir evin merdiven boşluğunda, 1978’ den 1996’ya, devrimler, bayramlar, krizler, yolsuzluklar görmüş gazeteler var. Koltuk altından, merdiven altına giden bir tarih var. Sizce “kim alır, kim okur, kim tutar elinde ?”

Not: Bay Karaköçek 2004'ün son günlerinde hayata veda etti. Gazeteler ?

SEYRAN KARAKÖÇEK / 23 OCAK 2005