Terk edermiydim Bozbel seni

Ne ovan vardı, nede düzün,

Hep yoksulluk çile hüzün,

Okur yazar olsaydı gelinin kızın,

Terk edermiydim Bozbel seni.

 

Çere bulunmazdı hiçbir yaraya,

Yaya gidilirdi ta Zara’ya,

Doktor öğretmen uğrasaydı oraya,

Terk edermiydim Bozbel seni.

 

Dağda keven sökmese idim,

Kader diye boyun bükmese idim,

Sırtımda odun çekmese idim,

Terk edermiydim Bozbel seni.

 

Kazancımız azda olsa yetse idi,

Ektiğimiz yeterince bitse idi,

Yaşam güzel gitse idi,

 Terk edermiydim Bozbel seni.

 

Cehalet bir ölçüde aşışa idi,

Güzel şeylere ulaşılsa idi,

Neşe, keder paylaşışa idi,

Terk edermiydim Bozbel seni.

 

Boldu yoğurdun, balın, kaynağın,

İhtiyacını karşılamıyordu çağın,

Olsa idi sulu tarlan, bahçen, bağın,

Terk edermiydim Bozbel seni.

 

Yıllarca vasıtamızdı eşekler, atlar,

Sebzemizdi dağdaki yabani otlar,

Günden güze büyümese idi dertler,

Terk edermiydim Bozbel seni.

 

Meyve diye yerdik alıç ile yaban armudu,

Başka çere başka imkan var mıydı?

Eğer güldürseydin Ağa’yı, Bego’yu Mahmudu,

Terk edermiydim Bozbel seni.

 

Çok çalıştık alamadık verim,

Her gün olamadık Mevla Kerim,

Zararımdan fazla olsa idi karım

Terk edermiydim Bozbel seni.

 

Hasretim toprağına, suyuna, havana,

Cehennemde olsan, cennetsin bana,

Eğer bir gün döneceğimi bilseydim sana,

Terk edermiydim Bozbel seni.

 

Unutur mu Mehmet Baba yurdunu,

Yıllarca çekti çilesini derdini,

Düşürmeseydin gurbet eleyiğidini, merdini,

Terk edermiydim Bozbel seni.

 

17 Ağustos 1995

Mehmet Yalçın